11 Temmuz 2012 Çarşamba

Kurma Kız - Paolo Bacigalupi

 Paolo Bacigalupi'nin bol ödüllü ilk romanı Kurma Kız (2009), karamsar bir gelecekte geçiyor. 23. yüzyılda, petrol bitmiştir, temiz enerji kullanımı (neden kullanılmadığı açıklanmıyor, üstelik havanın çok sıcak olduğuna sürekli vurgu yapıldığı halde) yoktur, varsa yoksa insan ve hayvan gücüdür tek enerji kaynağı. İnsanları pil olarak kullanıp, uyutmak için de düşler gördüren Matrix'le benzeşiyor bu yönünden. Kurma Kız'da gen teknolojisi ile eski mamutlar, yeni adı ile mehodontlar diriltilmiş ve enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra yoksul insanlar da bir başka enerji kaynağıdır. Otomobil ancak çok zenginlere özeldir; ulaşım, pedallı çekçekler ile sağlanmaktadır. Sıkıştırılıp enerji yüklenen yaylar ise pillerin yerini almıştır.

Genetik mühendisliğinin alıp başını gittiği Kurma Kız'da patent sahibi kalori şirketleri yüzünden çoğu insan açlıktan kırılmış, habbe pası adında salgın hastalıklar bir sürü insanın ölmesine sebep olmuştur. Amerikan imparatorluğunun çöktüğü, Avrupa'nın param parça olduğu Yayılım (Kitapta açıklanmıyor ama büyük bir savaş olduğunu ve enerjinin tükenmesi ile patlak verdiğini sanıyorum.) sonrası Tayland Krallığı -ki hiçbir zaman sömürge olmamakla övünüyorlar- gen bilgi bankası sayesinde düzlüğe çıkmıştır.

Büyük kalori şirketlerinden birinin başındaki Anderson Lake, Tayland'ın gen bilgi bankasına ulaşmak amacı ile paravan bir yay şirketi kurmuştur. Yabancı olduğu için diğer tüm yabancılar gibi farang olarak anılır. Emrindeki bir sarı kartlı olan Hok Seng ise onun işlerini halletmekte rüşvetlerini dağıtmaktadır. Gelecekteki Tayland resmen kokuşmuştur. Hem ahlaki hem de gerçek anlamda. Sarı kartlılar, ülkeye sığınan Çinliler'dir. Enerjisi olmayan, asansörleri insanların çalıştırdığı kokuşmuş gökdelenlerde ve gecekondularda yaşamaktadırlar. Her yanda bir doğum günü için üretilip kontrolden çıkan Chesire kedileri cirit atmaktadır. Ortama tam anlamıyla bir tekinsizlik hakimdir. Kimin başına ne zaman ne geleceği belli değildir. Beyaz yakalılar olarak anılan polisler rüşvetlerini alamadıkları takdirde terör estirmektedir. Böyle güvensiz bir ortamda roman karakterlerinden hiçbirisinin can güvenliği bulunmamaktadır. Ne farangların, ne sarı kartlıların ne de kurmaların.

Kurma kız Emiko da sahibi Raleigh'in rüşveti sayesinde belirli alanlarda güvenli bir şekilde dolaşabilmektedir. Buranın dışına çıktığında ise kurma olduğunu ortaya çıkaran kesik hareketlerini gizlemek zorundadır, aksi takdirde gübre yapılma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Emiko, Raleigh'in sahibi olduğu bir gece kulübünde tuhaf şovlar yapan genetik mühendislik ürünü bir kızdır. Kurma olan kızlar sahiplerine itaat etsinler ve onların işlerini görsünler diye Japonlar tarafından üretilen son model geyşalardır fakat geyşa olmayan savaşçı modellerinin uğrattığı zararlar yüzünden Tayland'da pek hoş karşılanmamaktadırlar. Emiko sahibi ile birlikte ülkeye gelmiş, dönüş bileti pahalı olduğu için sahibi tarafından Tayland'da kaderine terk edilmiş bir kurma kızdır. Emiko'nun yolu Anderson'la kesişince Anderson'dan kurmaların özgürce yaşadığı köyler olduğu bilgisini alır ve yaşadığı hayattan kurtulacağına dair umutlanır.

Hastalığın, pisliğin, yoksulluğun tavan yaptığı gelecekte, ahlak çökmüş, entrikalar ve komplolar gırla gitmektedir. Bilgisayarların dahi pedallı olduğu bir gelecek tasvirini okurken yaşadığımız konforun ne kadar süre daha gideceği sorusu aklınızın bir köşesinde dolanıp duruyor. Uyarı niteliği de taşıyan kitap, düzeni ve gidişatı sorgulamanızı sağlıyor.

Yazar Paolo Bacigalupi'nin Calorie Man (2005) isimli benzer konuları işleyen bir öyküsü var; henüz okumadım ama merak ediyorum doğrusu. Bu arada Kurma Kız orijinal ismi ile The Wind Up Girl TIME dergisi tarafından 2009 yılının en iyi 10 romanı arasında gösterilmiş.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder